|
PAMUĞUN MORFOLOJİSİ
Pamuğun haploid kromozon
sayısı 13 (eski dünya pamukları) veya 26 (yeni dünya pamukları)dır. Yıllık alt
çalı, çık yıllık çalı veya ağaççık halindedir. Türüne ve varyetesine göre pamuk
bitkisi 60-300 cm., ağaç alinde olanlar ise 5-6 m boy alır. Kışları soğuk ve
donlu olan bölgelerde bir yıllık bitki olmasına karşılık, tropik bölgelerde çok
yıllık ve ağaç halindedir. Ancak bu çok yıllık bitkiler ekildikten 3-4 yıl sonra
mahsule yatarlar, bunların pratikte önemleri yoktur.
Habitüsü:
Tam gelişmiş bir pamuk
bitkisi göze çarpan ve büyüme noktasını ihtiva eden bir sapa maliktir. Bu
bakımdan sapın büyümesi vejatatif monopodialdır. Fakat sekunder olarak meydana
gelen yan dalların ve tepedeki dalların gelişmesi ya monopodial veya da
sympodial olabilir. “Sympodial” olanlar meyve dallarıdır. Sapın boyu toprak ve
su gibi yetişme faktörleri ile ilgilidir. Ancak, bunda tür veya varyete
karakterinin, 1 yıllık veya çık yıllık oluşunun da etkisi vardır. Aslında hiçbir
pamuk, hakiki bir yıllık değildir. Donlu kış olan yerlerde pamuklar gerek
büyümelerini, gerekse kısmen veya tamamen koza olgunlaştırmalarını, dondan ari
periyodlara kaydırmak suretiyle adapte olurlar. İşte böyle olan pamuk çeşitleri
1 yıllık olarak adlandırılır. Hatta yaz ayları gelişmesine kafi gelmeyen yerler
için seçilen pamuklar, böyle yerlere uyabilmek üzere sysmodialarını alt
boğumlarda vererek, toprağa yakın gelişirler. Böylece bunlarda meyve bağlama
erkenleşir.
Habitüsleri: 1 yıllık olan
bitkilerde silindirikten, konik ve yuvarlağa kadar değişir. Pamuk bitkisinin
şekli dalların uzunluğu ile belirir. Örneğin kısa ve eşit yan dallara karşılık,
esas sapın tamamen uzaması silindirik (cluster) tipi meydana getirir. Altta
uzun, tedricen yukarıya doğru kısa dallanma konik şeklini, yukarıda uzun
dalların bulunması ise yuvarlak veya elma ağacı şeklini meydana getirir. Ne var
ki, silindirik şeklin meydana gelmesi nadirdir.
Kök:
Esas sap toprak içinde bir
kazık kökle nihayetlenir. Kazık kök bariz veya silik çıkıntı ile köşeli (tetrach)
bir yapıya sahiptir. Yan kökler, kazık kök üzerinde düzensiz sıralar halinde
dizilmişlerdir. Sıraların tam sayısı 4 olmakla beraber; katlanma ve düzensiz
teşekkül etme nedeniyle 3 den fazlası pek tanınmaz. Esas kök: ya dik olarak
toprağa iner ya da bir süre sonra zikzak olarak devam eder. Yan kökler yatay
olarak toprağa yayılır. Fakat bunlardan birçokları derine dalmak suretiyle
kazık kökün fonksiyonlarına katılır. Allovial ve sulanan topraklarda genç kökler
çok derinlere kısa bir zamanda inerler. Böylece bitkiler 20-25 cm iken, kökler
90-150 cm uzunluğa kavuşurlar. “Balls” gelişme sonunda Mısır pamuklarının
yukarıda kaydedilen şartlarda 210 cm ye kavuştuğunu tespit etmiştir. Yan kökler
ise yeniden dallanmış duruma girmişlerdir. Upland pamuklarında “Brown”:
Missisipi vadisinin allovial topraklarında, dallanan köklerin kapladığı toprak
hacmi çapının 240 cm ve derinliğinin de 645 cm olduğunu saptanmıştır.
Oturmuş topraklarda ise
pamuk kökleri çok derine gidemez. Bu takdirde köklerin kapladığı alan azalacağı
gibi, köklerin büyük bir kısmı 20 cm derinlikte kalırlar. Bu gibi şartlarda
ortalama derine gitme ise ancak 50 cm dir.
Sap:
Sop orta kalınlıktadır. Bu
sapın bast liflerinin hakim durumda olması nedeniyle sağlam bir kabuğu vardır.
Kabuğun dış katı az veya çok mantarımsıdır. Yaşlı kısım sarımtırak veya
kırmızımtırak kahverengi olduğu hale, genç kısmı yeşilimtıraktan kırmızımtırak
renge kadar değişir. Esas sapın dip kısmında odun dokusu (Xylem) de iyi teşekkül
etmiştir. Fakat sapın üst tarafları nispeten yumuşak ve tarlada kolayca çürüyüp
yerini kendisini izleyen bitkiye terk edecek bir özle doludur.
Dallanma
ve Yapraklar:
Pamuk bitkisinde ana sap
veya gövde, pamuğun dikine büyümesini sağlayan ve nihai tomurcukla son bulan,
bir dereceye kadar düzgün bir eksenden ibarettir. Bu esas sap üzerinde büyük
yapraklar meydana gelebilir. Yaprakların sapa birleşme durumu almaşıklı ve
yılankavi dizilişidir. Uplandlarda: “phyllotoxy” 3/8 dir. Yani 8 yapraktan ve 3
kez burgu biçimi döndükten sonra 2 yaprak sap üzerinde bir biri üzerinde ayni
hizaya gelir. Diğer pamuk çeşitlerinde phyllotaxy 1/3, 2/5, 5/13 olabilir. Eski
dünya pamukları genel olarak 1/3 phyllotaxy’yi haizdir. Böyle pamuklarda dal ve
yapraklar daha seyrektir. Pamuk bitkisinde monopodial olumlu odun dalları
üzerindeki yaprak durumu da aynıdır. Spiral yolu esas sapta sağdan sola ise,
odun dallarında soldan sağa olabilir. Sympodial olumlu meyve dalları üzerinde
yaprak durumu ise başka türlüdür.
Pamuk bitkisinde bu
yapraklardan her biri iki tomurcuk veya tomurcuk rudimentlerini taşır. Bu
tomurcuklar; yaprak koltuklarında, yani yaprak sapı ile bu yaprak sapının
birleştiği dalın teşkil ettiği açıda yerleşmiştir. Bu tomurcuklardan birisi
merkezi bur durumdadır. Buna “hakiki koltuk tomurcuğu” (true exillary) denir.
Diğeri merkezi tomurcuğun bir tarafında bulunur ki, buna da yan “lateral” koltuk
tomurcuğu veya “extra exilary” denir. Merkezi ikinci defa dal verdikleri
takdirde meyve dalı hasıl ederler. Buna karşılık çoğu lateral tomurcukları
“generatif meyve dalı” meydana getirirler. Ne var ki, bunlar da bazı hallerde
vejatatif dallara dönebilirler. Bu takdirde 2 vejatatif dal aynı koltuktan
çıkmış olur. Normal olarak bir yıllık pamuklarda bitkinin alt kısımlarında
merkezi tomurcuklar 4 den daha fazla vejatatif dal meydana getiremez. Çoğu
hallerde ya hiç ya da 1-2 odun dalından ibaret kalırlar. Diğer merkezi
tomurcuklar ise uykuda kalır.
Ancak yağmurlu havalarda ve
kuvvetli topraklarda pamuk bitkisi meyve dalı aleyhine fazla miktarda odun dalı
oluşturur. Bu ise pamuğun vejatatif olarak büyümesini, azmasını tevlit eder.
Bundan başka tropik bölgelerden getirilen pamuklar, iklime adapte olmuş yerli
pamuklara nazaran, daha fazla vejatatif büyümeye eğilimlidir (fotperiodism). Bu
hal Amerika’ya Mısır’dan getirilmiş “Sea Island” pamuklarında görülmüştür. İyi
adapte olmuş pamuklarda ise alttaki vejatatif dallar meyve dalına dönüşmektedir.
Geç gelişen ve uzun boylu pamuklarda sap üzerindeki “internodiler” erkencilere
nazaran daha uzundur.
Vejatatif dallar ana gövdeye
benzeyip, dikine büyürler. Uzun ve bazı hallerde kuvvetli olan bu dallar bol
yaprak hasıl ederler. Bunlar yakarıda arz edildiği üzere, bitkinin alt
kısımlarında oluşup sayıları 1-4 tanedir. Buna karşılık meyve dalları nispeten
yatay bir istikamette büyürler. Bu dallar daha kısa ve bazı hallerde daha zayıf
ve daha az yapraklıdırlar. Boğum üzerinde bağımsız olarak bir yaprak ve bir
meyve çiçeği meydana gelir. Pamuğun gelişmesi merkezden çevreye doğru olduğu
için üst dallar ve dal uçları, alt dallar ve dip taraftakilere nazaran daha
gençtir. Bu durum ileride açıklanacağı üzere çiçek açma, koza bağlama ve
olgunlaşma üzerinde eki yapar.
Yapraklar:
Yapraklar pamuk tür ve
çeşitlerinde büyüklük, form, doku ve tüylülük bakımından çok farklıdırlar.
Yaprak büyüklüğü bir bitkide dahi değişmeler gösterir. Fakat bu değişme türler
arasında daha geniş sınırlar içerisinde cereyan eder. Birçok varyeteler 5
parçalı (fuslu) olmakla beraber, bu parça sayısı daha az veya daha çok da
olabilir. Yaprak şekli ise yuvarlak ve hemen hemen tam kenarlıdan, derin
parçalıya kadar değişir. Birçok Asya pamukları derin parçalı olduğu halde,
upland çeşitleri genel olarak çok hafif parçalıdır. Yaprak dokusu birçok
türlerde oldukça ince ve kağıdımsıdır. Fakat bazı türlerde kalın ve derimsidir.
Genel olarak “G.Barbadense” serisi ve botanik varyeteleri kalın yapraklıdır.
“Upland” veya “G.Hirsitum” ırkları daha ince yapraklıdır. Bu durum özellikle
tüysüzlerde bariz olarak müşahede edilir. Yaprağın tüylenme derecesi de bir tür
karakteridir. Upland varyeteleri genel olarak tüylüdür. “G. Barbadense” serisi
ise çok hafif tüylü veya tüysüzdür. Bazen çok tüylü, bazen tüysüz (glabroüus)
yapraklara kültürü yapılan 5 pamuk türünde de rastlanabilir. Örneğin
barladensenin peruviamum çeşidi çok tüylüdür. Hatta upland çeşitlerinde muhtelif
tüylenme derecesine göre yapılacak seçmelerde Asya türlerinde olduğu gibi,
bunlar da seyrek tüylülük devamlı olarak müteakip döllerine intikal
ettirilebilir. (şekil:1,2,3). Buna karşılık herbaceum seyrek tüylü veya
tüysüzdür.
Pamuk yaprağının altında 3-5
ana damar görülür. Bunlardan çıkan damarcıklar yaprağı ağ gibi sarar. Ana
damarlar üzerinde nektar (beze) bulunur. Bu bezelerin rengi yeşildir.
Yaprağın formu ve diğer
özellikleri pamuk tür ve çeşitlerini ayırmada işe yarar.
Meyve
Dalları Üzerinde Yaprak Ve Çiçekler:
Meyve (sympodia) dallarının
yaprak durumlarında esas sap ve odun dallarında görülen almaşıklı durum
kaybolur. Yapraklar bu dallar üzerinde 2 sıralı imiş gibi görülür. Çiçekler
yaprak koltuğundan çıkmazlar. Internodiumların sonundaki nihai tomurcuklardan
hasıl olurlar. Bundan sonra dalın büyümesi yan “hateral” tomurcuklardan olur. Bu
bakımdan da meyve dalı zikzakvari bir görünüş arzeder. Böylece başlangıçta
teşekkül eden çiçek tomurcuğu ve yaprak: nihayetlendikleri dalın tam ekseni
üzerinde bulunurlar. Fakat internodiumlar uzadığı ve kalınlaştı zaman yaprak ve
çiçekler yek diğerinden uzaklaşır. Bunun sonucu çiçek veya koza, internodiler
üzerinde yaprak irtikazının tam aksi tarafından yer almış olur. İlk internodiler
sonrakilerden daha uzundur. Yukarıya doğru tedrici bir kalış arzeder.
Çiçekler:
Orta uzunluktaki bir meyve
dalında yaklaşık 6-8 çiçek tomurcuğu bulunur. Daha uzun dallar, daha fazla çiçek
tomurcuğu taşıyabilirler. Tomurcuklar sympodia üzerinde önce piramit şeklinde ve
yeşil renkte görünürler. Bunlara tarak (square) adı verilir. Hir bir tarak 3
tane 3 köşeli yaprakçık ile asıl tomurcuğu ihtiva eder. Bu yapraklara aynı
zamanda dış çanak “brakteol” veya “brakte” denir. Brakte yaprakları büyümekte
olan tomurcuğu, her yandan örtmek suretiyle dış etkenlerden korur. Bunların
temeli meyvenin (koza) dibine yapışıktır. Bu temelde bezeler bulunur. Brakte
yapraklarının kenarı derin yırtmaçlıdır. Hasat zamanına kadar kozaya yapışık
olarak kalır. Hasat zamanında kurur, pamuk elyafının arasına girerek onun
kirlenmesine neden olur. Brakte yapraklarının şekli ve yırtmaç sayısı türlerin
teşhis ve ayırımında önemlidir.
Brakte yaprakların altında
belirsiz “calyx” ve “çiçek tomurcuğu” bulunur. Bu calyx yapraklarına “asıl
çanak” adı verilir. Asıl çanak birbirine birleşerek yeşil bir halka meydana
getiren çanak yapraklarından oluştuğuna hükmedilir. Asıl çanak içerisinde 5 adet
çan şeklinde taç yaprakları bulunur. Taç yaprakların kenarı düz (truncate) veya
dalgalı (undulate) olur. Çiçek rengi çeşitli pamuk türlerinde değişiktir.
Amerikan tipi upland pamuklarında krem renginde oldukları halde; yerli
pamuklarımızda tam sarı renktedir. Mısır pamukları (barbadense) ile yerli
pamuklarımızda (herbaceum) petal yapraklarının iç temel kısmında kırmızı veya
mor renkte bir benek bulunur. Oysa ki, upland (hirsitum) pamuklarında benek
mevcut değildir. Bazı yabani çeşitlerde ise bütün petal kırmızı renktedir.
Böylece Asya çeşitlerinde ve
yabanilerde kırmızı benek ve sarımtırak petal bulunur. Birinci gün akşamına
doğru upland’daki beyaz renk kırmızıya döner. İkinci gün ise cazip kırmızı bir
görünüş arz eder. Üçüncü gün solar ve dökülür. Düşerken de staminleri ve
pistil’in üst kısmını da alır götürür.
Erkek
Organ: Etaminler (staminal sütün):
Pamuk çiçeğinde etaminlerin
flamentleri aşağıda birbirleriyle adeta bir boru teşkil edecek şekilde
birleşerek dişi organı (pistil) içerisine almışlardır (şekil 3,4). Bunların
sayısı 40-50 dir. Antherleri serbest olup, flamentleri dikine olarak 5 sıra
halinde dizilmişlerdir. Her bir sıra 10 veya daha az anther ihtiva eder.
Başcıkları bir torbalı (unilocular) dır. Başcıkların (anther ve flamentlerin
değişik durumu türlerin ayrılmasında önemli bir karakter olarak hizmet eder.
Dişi
Organ (Pistil):
Pistil konik şekilde küçük
ve yumurtalık ile bunun üstündeki ince bir ibre (syte) ve tepecik (stigma)’den
ibarettir. Tepecik, ibrenin uç kısmında genişleyip ve parçalara ayrılmış
uzantısından başka bir şey değildir. Tepecik parçalarının sayısı yumurtalıktaki
karpel (çenet) sayısına eşittir. Yani 3-5 tanedir.
Yumurtalık (Ovary):
Yumurtalık da 3-5 gözlüdür (locular).
Her karpel (çenet) ortasından uzunlamasına yalancı bir bölme ile ikiye
ayrılmıştır. Bunlar pamuk tohumunun (çiğitlerin) geliştiği plasenta’lardır. Her
göz içerisinde bu tohumların sayısı 5-17 kadardır. Bölme içerisindeki tohumları
birbiri üzerine para dizisi gibi yerleşmişlerdir. Döllenme olduktan sonra,
yumurtalığın gelişmesi ile pamuk kapsülleri (kozaları) meydana gelir. Pamuk lifi
olgunlaştın sonra, çenetler birleşme yerlerinden yırtılarak açılır.
Döllenme ve Çiçeklenme Seyri:
Pamuklarda çiçekler güneş
doğarken veya bundan biraz önce açılırla. Güneş doğduktan birkaç saat sonra da
polen tozları serbest hale geçer. Bu zamanda tepecik döllenmeyi kabul edecek bir
durumdadır. Döllenme kendine “autogamie” olduğu gibi, yabancı “allogamie” de
olabilir. Balls’ın Mısır pamuklarında yaptığı araştırmalara göre: kendine
döllenme %90-95 olup; yabancı döllenme %5-10 arasındadır. Müstesna hallerde
yabancı döllenme %50’ye çıkabilmektedir. Dölleme pamuktan çiçek açtıktan 26-36
saat sonra tamamlanmış olur.
Normal koşullarda çiçek
tomurcuğu ilk göründükten 21 gün sonra çiçek açar. Bir pamuk bitkisinde
çiçeklerin açılışı ve buna bağlı kozaların teşekkülü, gelişesi ve kapsüllerin
açılması oldukça düzenli bir seyr içinde cereyan eder. Pamuk bitkisinde
merkezden çevreye doğru büyümenin bir eseri olarak: ilk açan çiçek en alt dalın
ana sapa en yakın olan boğum (nodium) üzerinde görülür. Bunu izleyen çiçekler:
ya bir üst dalın ana sapa en yakın olan boğumunda, ya da aynı dalın müteakip
boğumunda açmak suretiyle gelişirler. Böylece alttan yukarı ve içten dışarı
doğru bir çiçeklenme spirali meydana gelir (Şekil:5). Bu spiralde birbirini
izleyen iki daldaki çiçekler arasındaki açılışta genellikle 3 günlük bir zaman
farkı vardır. Buna “kısa süre intervali” denir. Ayni dal üzerindeki iki çiçek
arasındaki açılış intervali ise genellikle 6 gündür. Buna da “uzun süre
intervali” denir. Ancak değişik pamuk çeşitlerinde bu intervaller farklıdır.
Upland pamuklarında bu süreleri kısaltmak hemen hemen mümkün olmamıştır.
Şu halde çiçeklenmenin
başlangıcı en alttaki meyve dalının ana sapa en yakın olan boğumundadır. En
sonra açan çiçek ise en üst yan dalın en ucuna rastlayan boğumundadır. Bu hal
pamuklarda kalıtsal bir vasıftır ve pamuk hasadında güçlüklere sebep olur.
Bezeler:
Pamukta iki türlü beze
(gudde) vardır:
1.Dış (enternal) bezeler,
2.İç (internal) bezeler.
1.Dış bezeler: pamukta
“nektar” olarak bilinir. Çünkü bunlar tatlı bir sıvı ifraz ederler. Dış bezeler
pamukta:
a.Calxy’in iç tarafındaki
temel kısmında halka şeklinde,
b.3 tane calx’in dış
tarafında yine temel kısmında,
c.3 tane çiçek sapında,
d.Yaprağın alt kısmında
birisi orta damar diğer ikisi de yan damarlar üzerinde olmak üzere 4 ayrı yerde
görünürler. Çiçek dışındaki bir kısım nektarlar erken çiçeklenmede kaybolurlar.
Sayıları da çeşitli türlerde değişebilmektedir.
2.İç bezeler: Bunlar pamuğun
bütün türlerinde görünür. Bu bezecikler pamuğun kökü hariç bitkinin her yanına
dağılmışlardır. Bunlar küçük yağ bezecikleri halindedir. Bu bezeciklere aynı
zamanda “siyah bezecikler” ya da “reçine bezecikleri” denir. Bu bezecikler tohum
çimlenmesinden sonra beliren kotyledon kısmında görünürler. Işık gören
bezeciklerin kenar hücreleri antosyan görünüşlü olup; reçine eterik yağı,
quercetil ve belki de taneni ihtiva ederler. Işık görmeyen ve antosiyan ihtiva
etmeyen bezeciklerin kenar hücrelerinde ise “gossypol” gibi maddeler bulunup
toksik bileşiklidir. Bu gossypol maddesi presleme ya da ekstraksiyon sırasında
yağa geçerek onun rengini koyulaştırarak bozar.
Pamuk
Kozası ve Gelişmesi:
Kozanın gelişmesi çiçek
döllenmesinden sonra süratle vaki olur. Gelişme koşulları uygun gittiği hallerde
bir kozanın normal büyüklüğüne kavuşması yaklaşık olarak 24 günde sona erer. Bu
dönemde kozalar henüz yeşildir. Koza 24 günde normal büyüklüğünü kazanmasına
rağmen, içindeki liflerin olgunlaşması için daha 30-40 günlük bir zamana
ihtiyacı vardır. Şu halde tomurcukları görünmesinden itibaren çiçek açıp,
kozaların gelişmesi ve liflerin olgunlaşması 75-85 günü bulur.
Döllenmen sonra koza
içerisindeki bölümlerde yumurta hücrelerinden tohumlar da gelişmeye başlar. İşte
pamuk lifleri bu tohumlar (çiğitler) üzerinde oluşurlar. Kozaların büyüklüğü,
şekil ve rengi çeşitli türlere göre değişir. Bu karakterler türlerin tanımı ve
ayırımında işe yarar.
Pamuk
tohumu (çiğit):
Koza içindeki bölmelerde
plasentalar üzerinde yer alan yumurtaların integüment katları tohum kabuğunu
meydana getirir. Tohum büyüdükçe, bu integümentler de genişler. Pamuk çiğiti
düzenli olmayan armut biçimindedir. Uçları (micropil kısmı) çok sert ve
sivridir. 1000 dane ağırlıkları 85-120 g dır. Pamuk tohumlarının üstünde iki
türlü tüy vardır. Bunların kısalarına hav (linter), uzunlarına lif (lint) denir.
Hatta bazı türlerde bu çiğitler çıplaktır. Çıplak olanların sivri kısımlarında
püskül halinde tüyler bulunur. Tüylenme bazen seyrek bazen seyrek de çiğit
üzerinde kısmi olabilir. Yamuğun geniş (chalezal) kısmı yumuşak ve süngerimsi
bir dokudan yapılmış olup, tohuma su buradan girer ve böylece çimlenmeyi sağlar.
Pamuk tohumunda endosperm kenara çekilerek iz halinde kalmış ve tohumun içini
embriyo doldurmuştur.
Pamuk tohumunun Kimyasal
Bileşimi (kuru madde olarak):
Ortalama %39 karbonhidrat,
%23 yağ, %22 protein, %12 ham selüloz, %3,5 külden ibarettir.
|